1.  
     24.01.11 
    Sokak sanatçısı (=Street Artist) diyince akla pis,deli adamlar salyaları akarak şarkı söylüyorlar gibi birşey gelse de (=Street Performer),bu sadece kelimenin türkçeye bodoslama çevirisinin bir sonucudur,tıpkı ülkedeki her grafikerin sanat yönetmesi gibi. Shepard Fairey de bir Street Artist, bütün mesajı, hikayesi, anarşisi ve zengin sanat okullarında öğrendiği grafik tasarım bilgisi ile. Duvarlarda başlayan serüveni yerel gazetelere verdiği Obey Giant ilanıyla devam eder,Obey Giant adı ve logosu olur ve esas vurgunu ABD’nin 2008 seçimlerinde aşina olduğumuz Obama çalışmasıyla yapar..Ülkemizde Atatürk posteriyle de tanınan OBEY,yıllar boyunca bir fenomen haline gelir ve sistemin merkezinde, sisteme yüzünü göstererek, karşı çıkar.Şimdi bu noktaya kadar güzel de,sergiler röportajlar falan, sonra Obama çalışmasını bir kampanya fotoğrafından yaptığı için biri ona dava açar,sonra başka biri obeyin çalışmalarıyla dalga geçiyor diye o da başka birine dava açar..Böylece sistem Obey Giant‘ı yutar,götürür.Sonra biri bir dosya hazırlar ve Obey Giant’ın çoğu işinin “re-design” bile olmayıp direk afurma ve üzerine kendi logosunu koyma olduğunu gösterir. Böylece Obey gözümüzde artık Street Artist’ten Street Fighter’a kadar düşer,orda da umarız Dalshim‘den bir temiz dayak yer de lobilerden sokaklara geri döner. Neyse ki hep Banksy var.

    Sokak sanatçısı (=Street Artist) diyince akla pis,deli adamlar salyaları akarak şarkı söylüyorlar gibi birşey gelse de (=Street Performer),bu sadece kelimenin türkçeye bodoslama çevirisinin bir sonucudur,tıpkı ülkedeki her grafikerin sanat yönetmesi gibi. Shepard Fairey de bir Street Artist, bütün mesajı, hikayesi, anarşisi ve zengin sanat okullarında öğrendiği grafik tasarım bilgisi ile. Duvarlarda başlayan serüveni yerel gazetelere verdiği Obey Giant ilanıyla devam eder,Obey Giant adı ve logosu olur ve esas vurgunu ABD’nin 2008 seçimlerinde aşina olduğumuz Obama çalışmasıyla yapar..Ülkemizde Atatürk posteriyle de tanınan OBEY,yıllar boyunca bir fenomen haline gelir ve sistemin merkezinde, sisteme yüzünü göstererek, karşı çıkar.Şimdi bu noktaya kadar güzel de,sergiler röportajlar falan, sonra Obama çalışmasını bir kampanya fotoğrafından yaptığı için biri ona dava açar,sonra başka biri obeyin çalışmalarıyla dalga geçiyor diye o da başka birine dava açar..Böylece sistem Obey Giant‘ı yutar,götürür.Sonra biri bir dosya hazırlar ve Obey Giant’ın çoğu işinin “re-design” bile olmayıp direk afurma ve üzerine kendi logosunu koyma olduğunu gösterir. Böylece Obey gözümüzde artık Street Artist’ten Street Fighter’a kadar düşer,orda da umarız Dalshim‘den bir temiz dayak yer de lobilerden sokaklara geri döner. Neyse ki hep Banksy var.

     
  2.  
     20.11.10 
    Tony D’orio Çikago, Amerikadan bi reklam fotoğrafçısı. Yıllarca uğraşıp geldiği  yer, içi birsürü ışık setleri ve Hasselblad H1 gibi dehşet makinalarla  dolu bir harikalar diyarı el emeği göz nuru stüdyo. Reklamcılığa dalınca  sanatçı dostları tarafından yadırganan (klasik) Tony bey, günümüz  setlerinde, retro amerikan tarzda çektiği “karakter” temelli çoğu mizahi  duran fotoğraflarıyla heryerde rastlayamayacağınız türden bir portfolyo  sergiliyor.

    Tony D’orio Çikago, Amerikadan bi reklam fotoğrafçısı. Yıllarca uğraşıp geldiği yer, içi birsürü ışık setleri ve Hasselblad H1 gibi dehşet makinalarla dolu bir harikalar diyarı el emeği göz nuru stüdyo. Reklamcılığa dalınca sanatçı dostları tarafından yadırganan (klasik) Tony bey, günümüz setlerinde, retro amerikan tarzda çektiği “karakter” temelli çoğu mizahi duran fotoğraflarıyla heryerde rastlayamayacağınız türden bir portfolyo sergiliyor.

     
  3.  
     15.11.10 

    Philippe Starck, sıradan bir adamdır, normal insanlar gibi düşünür, yer, içer, uyur. Onu değiştiren rüyalarıdır….Palavra. Kendi de böyle birşey olmadığını söyler zaten. Tasarım, onun için bir yorum biçimidir sadece. Aynı objeyi yüzlerce insan ondan önce tasarlamış olabilir, ama o kendi tarzında düşünüp geliştirir, düzeltir, bazen de bozar. Bu yorumu en iyi yine kendi anlatıyor. Tasarımcı kimdir, dahi nedir, tasarıma toplumda ne zaman ihtiyaç vardır?
    Çok eğlenceli ve eğitici bulduğum bi TED söyleşisine buyrun.

  4.  
     11.11.10 
    



Hatır hatır TheFWA alan büyük prodüksiyonlu web siteleri, sıra neydeyse sürekli onun dışında duran çizgisi ve milyarlık kotlarının yanısıra, dIESEL hakkında en son bildiğimiz; Aptal Olmak Güzeldir kampanyasıyla insanda, koşarak kafasını duvara dikine gömüp, ardından gelecek huzur ve özgürlüğü hissetme isteği uyandırmasıydı..şimdi bu adamlar daha ne yapacaklar derken ayakkabıları için Arjantinli ajans Santo Buenos Aires ile “Koşmak için değil.Kıç tekmelemek için” kampanyası çıkardılar. Aptal olmak masraflı ve tehlikeli bir iş halini aldığından ben geri çekiliyorum ama siz bi bakın: 01.Kıç Tekmeleme: Tanıtım 02.Kıç Tekmeleme balesi

    Hatır hatır TheFWA alan büyük prodüksiyonlu web siteleri, sıra neydeyse sürekli onun dışında duran çizgisi ve milyarlık kotlarının yanısıra, dIESEL hakkında en son bildiğimiz; Aptal Olmak Güzeldir kampanyasıyla insanda, koşarak kafasını duvara dikine gömüp, ardından gelecek huzur ve özgürlüğü hissetme isteği uyandırmasıydı..şimdi bu adamlar daha ne yapacaklar derken ayakkabıları için Arjantinli ajans Santo Buenos Aires ile “Koşmak için değil.Kıç tekmelemek için” kampanyası çıkardılar. Aptal olmak masraflı ve tehlikeli bir iş halini aldığından ben geri çekiliyorum ama siz bi bakın: 01.Kıç Tekmeleme: Tanıtım 02.Kıç Tekmeleme balesi

     
  5.  
     29.10.10 
    Yolu moda ve web design’dan geçmiş her tasarımcının bi “giydirme” hayali vardır ya, şu çocukken oynadığımız,..yani kızların oynadığı şu gastelerin yanında verilen karton kıyafet giydirme oyunları tarzında..biriki denemede insan bunun daha büyük prodüksiyonlar istediğini farkediyor..H&M’in, Türkiye atağı ile farkettiğimiz, acaip işçilik isteyen böyle bir kıyafet deneme sistemi var, belki öyle muhteşem birşey değil ama çoook işlevli ve kaliteli olduğu kesin.

    Yolu moda ve web design’dan geçmiş her tasarımcının bi “giydirme” hayali vardır ya, şu çocukken oynadığımız,..yani kızların oynadığı şu gastelerin yanında verilen karton kıyafet giydirme oyunları tarzında..biriki denemede insan bunun daha büyük prodüksiyonlar istediğini farkediyor..H&M’in, Türkiye atağı ile farkettiğimiz, acaip işçilik isteyen böyle bir kıyafet deneme sistemi var, belki öyle muhteşem birşey değil ama çoook işlevli ve kaliteli olduğu kesin.

     
  6.  
     04.10.10 
    Criterion kapak tasarımcılarından Neil Kellerhouse‘ın akıllı fotomanipülasyonlar üzerine tipografik uygulamalarla bezeli düşük kontrastlı film afişi ve kapak tasarımları, “keller sağırlar birbirini ağırlar” tarzı çalışan ve yanyana kafalarla mucizeler yaratan türk sinema sektörüne selam niteliğinde.

    Criterion kapak tasarımcılarından Neil Kellerhouse‘ın akıllı fotomanipülasyonlar üzerine tipografik uygulamalarla bezeli düşük kontrastlı film afişi ve kapak tasarımları, “keller sağırlar birbirini ağırlar” tarzı çalışan ve yanyana kafalarla mucizeler yaratan türk sinema sektörüne selam niteliğinde.

     
  7.  
     25.09.10 
    Bir tarafta Stan Lee, 19 yaşında Marvel’de editörlüğe başlamış Örümcek Adam’dan Fantastik 4’lüye kadar birçok önemli Marvel evreni karakterini yaratan yaşlı çocuk, öbür tarafta bu adamın göreve atadığı, HBO’nun müthiş dizisi Carnivale, Cirque du Soleil ve malesef GarantiFlexi reklamları ile özetleyebileceğimiz esnek Daniel Browning Smith (aka the RubberBoy).Bu ikili kendilerini, dünyadaki sıradışı yeteneklere sahip insanları arayıp bulmaya adayınca çok leziz bir Tv serisi çıkmış. Bu arada Marvel’in rakibi DC’nin (Superman,batman vs.) açılımının Detective Comics olduğunu ve ilk başta her karakterin bu serinin bir sayısında çıktığını biliyor muydunuz?Örnek: Batman Detective Comics Sayı:27 /1939

    Bir tarafta Stan Lee, 19 yaşında Marvel’de editörlüğe başlamış Örümcek Adam’dan Fantastik 4’lüye kadar birçok önemli Marvel evreni karakterini yaratan yaşlı çocuk, öbür tarafta bu adamın göreve atadığı, HBO’nun müthiş dizisi Carnivale, Cirque du Soleil ve malesef GarantiFlexi reklamları ile özetleyebileceğimiz esnek Daniel Browning Smith (aka the RubberBoy).
    Bu ikili kendilerini, dünyadaki sıradışı yeteneklere sahip insanları arayıp bulmaya adayınca çok leziz bir Tv serisi çıkmış. Bu arada Marvel’in rakibi DC’nin (Superman,batman vs.) açılımının Detective Comics olduğunu ve ilk başta her karakterin bu serinin bir sayısında çıktığını biliyor muydunuz?
    Örnek: Batman Detective Comics Sayı:27 /1939

     
  8.  
     22.09.10 

    İzlanda’dan babam çıksa dinlerim diyenler için; Ólafur Arnalds‘ın Ljósið isimli parçasına, arjantinli Esteban tarafından AfterEffects’te Trapcode Particular & Soundkeys kullanılarak çekilmiş; nota ve enstrümanlarla uyumlu renk pofuduklarından oluşan huzurküpü klip.

  9.  
     21.09.10 
    KickAss sonrası dünyada, süperkahramanlar hakkındaki düşüncelerimiz henüz değişmişken, onların gerçekten aramızda yaşabildiğini düşünen Dulce Pinzón adlı sanatkar insan, Meksika’dan Amerika’ya gelip ordaburda üç kuruşa çalışarak ailesine para gönderen kahraman göçmenlere süperkahraman kıyafeti giydirip bir konsept oluşturmuş. Biz yapsak amele pazarında bi ton dayak yeriz.

    KickAss sonrası dünyada, süperkahramanlar hakkındaki düşüncelerimiz henüz değişmişken, onların gerçekten aramızda yaşabildiğini düşünen Dulce Pinzón adlı sanatkar insan, Meksika’dan Amerika’ya gelip ordaburda üç kuruşa çalışarak ailesine para gönderen kahraman göçmenlere süperkahraman kıyafeti giydirip bir konsept oluşturmuş. Biz yapsak amele pazarında bi ton dayak yeriz.

     
  10.  
     21.09.10 
    Güzel sanat ürünleri, bienallerde rastlanabilen türden kasma eserler yerine içtenlikle yapılınca çok daha basit ve keyifli işler çıkıyor sanki. Anastassia Elias da normalde buruşturup attığımız şeylerden birine denk gelmiş ve ustaca değerlendirmiş. Kendini bayanların banyoda sadece makyaj yapıp, saç kuruttuğuna ikna etmiş bir deli 90lar delikanlısını bile şaşırtacak nitelikte, tabiri caizse, hela kağıdı rulolarından (aynı delikanlının ağzından) oluşan, silüetler üzerine samimi bir çalışma.

    Güzel sanat ürünleri, bienallerde rastlanabilen türden kasma eserler yerine içtenlikle yapılınca çok daha basit ve keyifli işler çıkıyor sanki. Anastassia Elias da normalde buruşturup attığımız şeylerden birine denk gelmiş ve ustaca değerlendirmiş. Kendini bayanların banyoda sadece makyaj yapıp, saç kuruttuğuna ikna etmiş bir deli 90lar delikanlısını bile şaşırtacak nitelikte, tabiri caizse, hela kağıdı rulolarından (aynı delikanlının ağzından) oluşan, silüetler üzerine samimi bir çalışma.

     
  11.  
     30.08.10 

    60bin fotoğraftan 9600’ünün 1800 fotoğrafını çekmek için kaç kişilik bir ekip gerekir? Stop Motion vidyo modası çoktan geçse de, 1959’dan beri Yoshihisa Maitani ile kendi modasını yaratan güzel-fotoğraf-çekici Olympos PEN‘in yeni digital serisi için çekilmiş ödüllü reklam filmi. Özellikle müzikle de uyumlu olan hikayesi izlerken bi gülümsetiyor.

  12.  
     30.08.10 
    Şili’li ilüstratör Victor Castillo, önce göze ardından mideye (seri tekmelerle) hitabeden, Disney’in siyah-beyaz dönem üslubunu alıp, hafif renk, korku ve şeytani gülümsemelerle süslediği çalışmalarında, yeryüzündeki bütün kötülüğü duvarlara, tablolara çiziyor, gerekirse birbirlerini kesen tatlı birer heykele dönüştürüyor.

    Şili’li ilüstratör Victor Castillo, önce göze ardından mideye (seri tekmelerle) hitabeden, Disney’in siyah-beyaz dönem üslubunu alıp, hafif renk, korku ve şeytani gülümsemelerle süslediği çalışmalarında, yeryüzündeki bütün kötülüğü duvarlara, tablolara çiziyor, gerekirse birbirlerini kesen tatlı birer heykele dönüştürüyor.

     
  13.  
     29.08.10 
    Edwin Land, kızı fotoğraf çekince hemen görmek istediği için bir koşu gidip Polaroid’i icat eden adam, der ki “Pazarlama, ürününüz hiçbir halta yaramadığında yaptığınız şeydir.” Justin Gignac, New York City’lerden çakal bir sanatçı da der ki “İnsanlar oraya buraya gidip hatıra taş, toprak vs alıp geliyorsa, düzgün bir sunumla ben bunlara çöp bile satarım.” NYCGarbage sitesinde sergilediği kutulu konsept çöpleri, 29 ülkeden 1300 kişiye satmış şimdiye kadar. Hem de kutusu 50$, özeller 100$’dan. Obama’nın göreve başladığı günden, Yankee Stadyumundaki şampiyonluk kutlamalarına kadar birçok çöpü barındıran koleksiyonu tüketim toplumunda neler yapabileceğinizi gösteriyor aslında. Çöp de olsa, sanatçı da olsa, buradaki güzellik kendi artıklarını peçetelerde saklamak yerine, başkalarınkine değer vermek olabilir. (ki o meselede daha da iğrenç olurdu) He bizde de çöp var da, 25 senedir turistlere bereket tanrısı heykelciği sattığımızdan rakibi büyük, piyasada çok tutunamaz.

    Edwin Land, kızı fotoğraf çekince hemen görmek istediği için bir koşu gidip Polaroid’i icat eden adam, der ki “Pazarlama, ürününüz hiçbir halta yaramadığında yaptığınız şeydir.” Justin Gignac, New York City’lerden çakal bir sanatçı da der ki “İnsanlar oraya buraya gidip hatıra taş, toprak vs alıp geliyorsa, düzgün bir sunumla ben bunlara çöp bile satarım.” NYCGarbage sitesinde sergilediği kutulu konsept çöpleri, 29 ülkeden 1300 kişiye satmış şimdiye kadar. Hem de kutusu 50$, özeller 100$’dan. Obama’nın göreve başladığı günden, Yankee Stadyumundaki şampiyonluk kutlamalarına kadar birçok çöpü barındıran koleksiyonu tüketim toplumunda neler yapabileceğinizi gösteriyor aslında. Çöp de olsa, sanatçı da olsa, buradaki güzellik kendi artıklarını peçetelerde saklamak yerine, başkalarınkine değer vermek olabilir. (ki o meselede daha da iğrenç olurdu) He bizde de çöp var da, 25 senedir turistlere bereket tanrısı heykelciği sattığımızdan rakibi büyük, piyasada çok tutunamaz.

     
  14.  
     25.08.10 
    Hala gerçekten çıkış nedenini ispatlayamamış HTML5, dünya çapında 90 sonrası doğmuş proğramcılar ve flash bilmeyen hazırkalıp web tasarımcıları tarafından halaylarla kutlanmaya devam etse de, henüz sadece yeni medya tasarımcılarına 2-3 browserda, birbirinden farklı performanslarda çalışacak uygulamalar yazmanın verdiği haz dışında anca mobil dünyanın flashtan yoksun kesimine vidyo oynatıcı,animasyon vs. gibi atraktif hadiseler sağlayabilmiş durumda. Bir dilin gelişebilmesi için o dili konuşan insanların artması gerektiği gibi, HTML5 için de, 10K Challenge gibi yarışmalarla daha fazla programcıyı vitrine çekmek gerekiyor gibi. Yarışmanın konsepti HTML5 ile 10 kilobaytı geçmeyen bir programcık yazmak. Özellikle canvas kullanılarak çıkarılmış örnekler baya bi şaşırtıcı. Benim favorim Selim Arsever‘in Lotus benzeri html araba yarışı RACER10K. Firefox 3.5ta bakmanızı tavsiye ederim, bir de kanırırsa ekranınızı küçültün.

    Hala gerçekten çıkış nedenini ispatlayamamış HTML5, dünya çapında 90 sonrası doğmuş proğramcılar ve flash bilmeyen hazırkalıp web tasarımcıları tarafından halaylarla kutlanmaya devam etse de, henüz sadece yeni medya tasarımcılarına 2-3 browserda, birbirinden farklı performanslarda çalışacak uygulamalar yazmanın verdiği haz dışında anca mobil dünyanın flashtan yoksun kesimine vidyo oynatıcı,animasyon vs. gibi atraktif hadiseler sağlayabilmiş durumda. Bir dilin gelişebilmesi için o dili konuşan insanların artması gerektiği gibi, HTML5 için de, 10K Challenge gibi yarışmalarla daha fazla programcıyı vitrine çekmek gerekiyor gibi. Yarışmanın konsepti HTML5 ile 10 kilobaytı geçmeyen bir programcık yazmak. Özellikle canvas kullanılarak çıkarılmış örnekler baya bi şaşırtıcı. Benim favorim Selim Arsever‘in Lotus benzeri html araba yarışı RACER10K. Firefox 3.5ta bakmanızı tavsiye ederim, bir de kanırırsa ekranınızı küçültün.

     
  15.  
     21.08.10 
    Angus Maclane Pixar’ın anormal animatörlerinden biri. Kendisi boş zamanlarında legodan figürler yapıyor. Hayır ilk defa “breh, o kadar boş zamanımız olsa biz de öle şeyler yapardık” diyemeyeceğimiz (sanatçılar dışında) bir kreatif adamla karşılaşıyoruz. Mütevazi hobi! galerisinde 300ü aşkın-baya başarılı-lego modeli var. İşyerinde tutuyomuş bi kısmını. Canım ya..

    Angus Maclane Pixar’ın anormal animatörlerinden biri. Kendisi boş zamanlarında legodan figürler yapıyor. Hayır ilk defa “breh, o kadar boş zamanımız olsa biz de öle şeyler yapardık” diyemeyeceğimiz (sanatçılar dışında) bir kreatif adamla karşılaşıyoruz. Mütevazi hobi! galerisinde 300ü aşkın-baya başarılı-lego modeli var. İşyerinde tutuyomuş bi kısmını. Canım ya..

     

TASAR.IM